26 Temmuz 2021

Sistemsiz Futbolun Acısını Taraftarlar Çeker

Futbolda sistem nedir ? Fenerbahçe'nin bir sistemi var mı ? Var ise nedir ? Sistemi olmayan taraftarların serzenişleri.. gibi spesifik bir konuyu sizler için ele aldık ! Keyifli okumalar dileriz :)
Spread the love

Bu yazımızda futboldaki sistemi Fenerbahçe üzerinden ele alarak tartışmak istiyoruz. Başlığımızı büyüklerimizin ” Akılsız başın cezasını ayaklar çeker. ” atasözünden esinlenerek tercih ettik . Ne kadar manidar bir söz değil mi ? O halde bunu futbola yoralım ve başlayalım…

Sistem nedir ? Futbolda bu terim neden çok kullanılır öncelikle bunu ele alalım.

Sistem genel anlamıyla , bir bütünün tüm parçalarının bir araya getirilmesi ve çalışmasına verilen ad olarak tanımlanabilir.

Öncelikle futbolda sistem 4-4-2 , 3-5-2 değildir. Bunlar taktiktir ve sistemin işleme konulması aşamasında önemlidir ama tek başına asla yeterli değildir. Tüm bu paydaşların bir araya getirilmesi ile ” sistem ” inşa edilir.

Futbolda sistemi kaleden başlayarak hücum hattındaki son adama kadar , herkesi içerisine alan bir bütün olarak nitelendirmek mümkündür. Fakat unutulmamalıdır ki , futbolun sistemi sahaya sürülen 11’lerden ibaret değildir. Takımın masöründen , aşçısına , malzemecisinden , diğer profesyonellerine kadar uzanan bir ”ekibi” temsil etmektedir.

Futbol takımları , bir profesyonel ekip tarafından idare edilmektedir. Ve bu profesyonellerin yegane amacı , takımı en üst seviyede tutup pozitif futbol oynamaya itmektir.

Teknik ekibin doğru kişilerden oluşması bu noktada son derece önem arz etmektedir. Şöyle ki ; alanında uzman bir ekip üyesinin takım sistemine vereceği katkı ile alanında uzman olmayan ve gerek eğitim olarak gerekse de geçmiş futbol yaşantısı olarak bu havayı hiç teneffüs etmemiş birisinin vereceği katkı hiç şüphesiz bir olmayacaktır. İşte bu noktada tüm futbol kulüpleri için herkesin diline pelesenk olmuş olan ” Futbolu , futbolun içinden gelenler yönetsin” sözü aslında sadece yönetimsel olarak ( Futbolun yetkili mercilerinden bahsediyoruz…) kullanılmasının dışında futbol ekibinin arkasındaki güçleri de içine almalı . Bunu sadece yönetimsel olarak değil , bir felsefi anlayış olarak futbolumuza entegre etmeliyiz. Felsefe demişken Michel Platini’nin şu sözünü de eklemek isteriz ;

Bir futbol takımı , bir varoluş şeklini, bir kültürü temsil etmektedir.” (M.P)

Futboldaki sistemin işleyişi için ilk adım , alanında uzman bir ekibin kurulması ile atılabilir. Doğru ekip , doğru ekibi doğuracaktır.. Doğrulacak olan doğru ekip nedir ? Tabii ki futbolcu grubudur.

Doğru bir futbolcu grubu kurmak demek , mevkisinde orta kalitede birçok futbolcuyu barındırmak mı yoksa mevkisinde üst kalitede birkaç futbolcuyu barındırmak mıdır ? Bize göre mantıklı olan son seçenek…

İlk seçeneği örnekler ile ele alalım… 2020 / 2021 sezonu için ilk transfer döneminin sonunda gıpta ile bakılan kulüp kimdi ? Cevabı basit ; Fenerbahçe ! Peki Fenerbahçe’de transfer planlaması doğru ekip ile doğru bir şekilde yapıldı mı ? Yapıldıysa başarılı olundu mu ?

Fenerbahçe transfer döneminin en aktif takımı olarak hem sezon öncesi transfer döneminde hem de devre arası transfer döneminde çalışmalarını sürdürdü . Ve takıma 20’den fazla yeni yüz transfer edildi. Peki bu yeni eklenen , tabiri caizse yeni kurulan takımı hem psikolojik hem de mental anlamda idare etmek kolay mı olacaktı ? Tabii ki de hayır ! Nitekim gelinen noktada bunun çok da kolay olmadığını rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz. Takımda mevki bazlı aynı tipte çok fazla oyuncu yer alıyor . Görev verilen oyuncular ile kenarda bekletilen oyuncular arasındaki bağı kuvvetli tutmak , oyuncuyu gerek futboldan gerek kulüpten soğutmamak adına bu iletişimin ve dengenin iyi sağlanması şart.

Futbol Ofisi olarak Fenerbahçe’nin dizilişinde , oyun kurgusunda ve en önemlisi olayın başı olan kadro yapılanmasında bir sistemin düşünülmüş olduğunu göremiyoruz. Ligte 23.maçların oynandığı haftaya geldiğimizde geriye dönüp bakıldığında birkaç maç hariç ortaya bir ”futbol zevki ” konulduğunu düşünmek gerçekten zor. Genelde ligin son haftasında alıştığımız ” 1-0 olsun bizim olsun ” anlayışını henüz lig ortasında kabullenmek ve bunu Fenerbahçe’nin transfer rekoru kırdığı , hücum hattında sayıca en fazla olduğu dönemlerden biri olan bu dönemde gerçekleştirdiğini düşünürsek , Fenerbahçe taraftarının ” Biz artık futbol izlemek istiyoruz. Takımda bir sistematik anlayış olduğunu , oyunumuzda planlanmış bir kurgu olduğunu görmek istiyoruz ” serzenişlerine hak vermemek mümkün değil. Kazanılan maçların ardından bile çoğu Fenerbahçe taraftarının oynana oyundan memnun olmayışı ve geleceğe güvenle bakamıyor olması üzücü bir durum. Çünkü vaad edilen ; Şampiyonluk… Ve taraftar biliyor ki bu şekilde devam eden bir oyun olursa , sezon sonu yaklaştığında ortaya çıkabilecek sorunlar büyük olacaktır.

Taraftarın sitem ettiği bir konuda , elde bu kadar fazla sayıda oyuncu varken bunu bir sisteme oturtamamış olmak . Ve Erol Bulut’un maç içerisindeki reaksiyonları… Yapılan / yapıl(a)mayan değişiklikler… İlk 11 tercihi ki en önemlisi de sezon başından bu yana defans hattındaki , bitmek bilmeyen değişim… Son birkaç haftadır Serdar Aziz – Szalai ikilisi ile bu sorun halledilmiş durumda. O zaman şunu düşünmek mümkün mü , Fenerbahçe yavaş yavaş bir sistem kuruyor , bunu da defans hattından başlayarak ele aldılar… Evet , düşünmek mümkün fakat akıllara da şu geliyor , takıma yeni katılan oyuncular var , bir sistem düşünülürken bu oyuncuların sisteme ayak uydurup uyduramayacakları sorusu…

Fenerbahçe’de şu var ; topu rakibe bırakıp oyun oynayayım düşüncesi.. Fakat bu düşünce tüm sezona yayılmış değil . Ve bunun haricinde bir B planının olmaması , bu düşüncenin 1-2 maç sonrasında ayyuka çıkmasına olanak sağlıyor. Ve hâl böyle olunca sistemin bir parçası olan rakip takım analizcileri sizin oyununuzu az çok tahmin edebiliyor ve buna önlem alarak karşınıza çıkıyor.

A-B-C planı oluşturup takıma bunun öğretilmesi ve maç içerisinde gerekli durumlarda anlık olarak değiştirilebilir olması… Bunu yaptığınızda rakibin dengesini bozmakla kalmayıp kendi oyununuzu da geliştirmiş olursunuz ve bu öğreti olgunlaşarak sezon boyunca takıma çok büyük katkı sağlamış olur .

Kulüp içerisindeki tüm çalışanlar ile fazlaca mesai harcayarak… Antrenman seviyesini üst düzeyde tutarak…

Son…

Kulüplerin var olma sebepleri ve onları ayakta tutan güç , hiç şüphesiz taraftarıdır. Taraftarlar kulüplerin gerçek sahipleridir. Ve her zaman kulübün iyiliği düşünürler. ( İstisnalar hariç… ) Ve takımlarının keyif veren futbol ortaya koyması , hem onları hem de rakipleri heyecanlandırması son derece önemlidir. Sistemsizliğin ve negatif futbolun sonuçlarını da her daim taraftarlar çeker…

Futbol Ofisinin ” Sistemsiz Futbolun Acısını Taraftarlar Çeker ” başlıklı bu uzun yazısını okuduğunuz ve bizi her zaman desteklediğiniz için çok teşekkür ederiz. Eksik olmayın…

Twitter Adresimiz