Konuyu Değerlendir
  • 1 Oy - 5 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
BAŞAKŞEHİR FK
#1
                                                                        BAŞAKŞEHİR PROJESİ

  Başakşehir FK son sezonlarındaki yükselişine bu sene de son sürat devam ediyor. Göksel Gümüşdağ’ın önderliğindeki “proje kulüp” şirket yapısı altında, hem mali hem de sportif başarı olarak adından daha çok söz ettirmeye başladı. Peki bu yükselişin sırları neler?

  Abdullah Avcı ile Emre Belözoğlu ve Visca önderliğinde kompakt pas futbolunu benimseyen kulüp, geçen sezonlarda yakaladığı başarılar ile dikkatleri üzerine çekti. Bu başarının altında kulüpte taraftar baskısının olmaması gibi altı doldurulmayan iddialar ile üzeri her daim örtülmeye çalışıldı. Ama bu başarıdaki en büyük Göksel Gümüşdağ ve yönetimine aitti. Kulüp mali olarak bir şirket prensibi ile yönetildi ve yönetilmeye de devam ediyor. Futbolcu ve kulüp çalışanları, diğer kulüplerin aksine mali olarak hiçbir sıkıntı yaşamadı, hâl böyle olunca da kafası rahat teknik ekip ve futbolcu grubu kendini sahaya daha iyi vermiş oldu. Peki sadece bu mali rahatlık ile başarı gelebilir miydi? Tabiki hayır! Burada devreye dönemin teknik direktörü Abdullah Avcı girdi. Yaşça tecrübeli oyuncuların yanına, İrfan Can, Cengiz Ünder, gibi genç yetenekleri serpiştirdi. Ama Başakşehirin en önemli artılarından birisi, tecrübeli oyuncularının fazlalığıydı. Bu futbolcuların başını ise Emre Belözoğlu çekiyordu. Onun oyun vizyonu ve pas yeteneği, Viscanın skora katkısı ile birleşince iyi sonuçlarda üst üste geldi. Mahmut,Emre,İrfan orta sahasının pas varyasyonları oyun kurma becerileri, Başakşehire oyun üstünlüğü sağlıyordu. Visca ve Elia’nında bu pas oyununa desteği ile  hızlı koşuları rakip yarı sahada üstün ekip olmasında önemli bir rol oynuyordu. Ama bu oyunun en büyük iki aktörü vardı. Kaleci Volkan ve Epureanu… Rakip ilerde baskı yaparken, Volkanın paslarıyla oyunu açması ve daha önemlisi Epureanu’nun stoper olmasına rağmen oyunu en iyi şekilde açması bu dişlinin en önemli parçası olduğunu bizlere gösteriyordu. Bu durumun en büyük kanıtı neydi, diye soracak olursanız ilk  26 haftada sadece iki mağlubiyet alan takım, Epureanu’nun sakatlığı sonrasında 8 haftada sadece bir galibiyet alabildi. Bu duruma tabiki de takımın yaş olarak yüksek ortalamaya sahip olması ve bunun sonucunda kondisyon açığının ortaya çıkması, ligin sonunu getirecek camia kültürüne sahip olmaması da sayılabilirdi. Abdullah hocanın Beşiktaş’a, Emreninde Fenerbahçeye transferiyle kulüpte yeni bir dönem başlamış oldu.

 Bu dönemin ise en büyük aktörü Okan Buruk oldu. Okan hoca Abdullah Avcının oynattığı oyunu bir köşeye atıp, kompakt, bireyselliğe değil takım oyununa ağırlık veren bir futbol oynatmaya çalışıyor. Bekleri daha çok hücuma sokup Crivelli ve Demba ba ile ilerdeki aksiyonlarda daha fazla futbolcu bulundurmaya çalışıyor. Kanatlardan yapılan ortalar ve ileri ikilinin hareketliliği takıma daha fazla gol olarak  döndü. Bunu yaparken de geride Skertel ve Epureanu’nun tecrübesi ve uyumu birleşince ortaya müthiş bir takım ortaya çıktı. Geçen sezonların aksine bu sezon, her türlü olumsuzlukta dahi, çarktaki dişlilerin yerleri doldu. Takım adeta bacası tüten bir fabrika gibi işliyor. Bunda Okan Buruk’un payı yadsınamaz. Başakşehirin geçen yıl yaşadığı şampiyonluk yarışındaki acı tecrübede bu sezon olumlu sonuçlara yer açmış gibi gözüküyor…
İdris IŞIK
~
Futbol Ofisi Yöneticisi 
Bul
Alıntı
#2
(03-12-2020, 09:59 PM)Kansas demiş ki:                                                                         BAŞAKŞEHİR PROJESİ

  Başakşehir FK son sezonlarındaki yükselişine bu sene de son sürat devam ediyor. Göksel Gümüşdağ’ın önderliğindeki “proje kulüp” şirket yapısı altında, hem mali hem de sportif başarı olarak adından daha çok söz ettirmeye başladı. Peki bu yükselişin sırları neler?

  Abdullah Avcı ile Emre Belözoğlu ve Visca önderliğinde kompakt pas futbolunu benimseyen kulüp, geçen sezonlarda yakaladığı başarılar ile dikkatleri üzerine çekti. Bu başarının altında kulüpte taraftar baskısının olmaması gibi altı doldurulmayan iddialar ile üzeri her daim örtülmeye çalışıldı. Ama bu başarıdaki en büyük Göksel Gümüşdağ ve yönetimine aitti. Kulüp mali olarak bir şirket prensibi ile yönetildi ve yönetilmeye de devam ediyor. Futbolcu ve kulüp çalışanları, diğer kulüplerin aksine mali olarak hiçbir sıkıntı yaşamadı, hâl böyle olunca da kafası rahat teknik ekip ve futbolcu grubu kendini sahaya daha iyi vermiş oldu. Peki sadece bu mali rahatlık ile başarı gelebilir miydi? Tabiki hayır! Burada devreye dönemin teknik direktörü Abdullah Avcı girdi. Yaşça tecrübeli oyuncuların yanına, İrfan Can, Cengiz Ünder, gibi genç yetenekleri serpiştirdi. Ama Başakşehirin en önemli artılarından birisi, tecrübeli oyuncularının fazlalığıydı. Bu futbolcuların başını ise Emre Belözoğlu çekiyordu. Onun oyun vizyonu ve pas yeteneği, Viscanın skora katkısı ile birleşince iyi sonuçlarda üst üste geldi. Mahmut,Emre,İrfan orta sahasının pas varyasyonları oyun kurma becerileri, Başakşehire oyun üstünlüğü sağlıyordu. Visca ve Elia’nında bu pas oyununa desteği ile  hızlı koşuları rakip yarı sahada üstün ekip olmasında önemli bir rol oynuyordu. Ama bu oyunun en büyük iki aktörü vardı. Kaleci Volkan ve Epureanu… Rakip ilerde baskı yaparken, Volkanın paslarıyla oyunu açması ve daha önemlisi Epureanu’nun stoper olmasına rağmen oyunu en iyi şekilde açması bu dişlinin en önemli parçası olduğunu bizlere gösteriyordu. Bu durumun en büyük kanıtı neydi, diye soracak olursanız ilk  26 haftada sadece iki mağlubiyet alan takım, Epureanu’nun sakatlığı sonrasında 8 haftada sadece bir galibiyet alabildi. Bu duruma tabiki de takımın yaş olarak yüksek ortalamaya sahip olması ve bunun sonucunda kondisyon açığının ortaya çıkması, ligin sonunu getirecek camia kültürüne sahip olmaması da sayılabilirdi. Abdullah hocanın Beşiktaş’a, Emreninde Fenerbahçeye transferiyle kulüpte yeni bir dönem başlamış oldu.

 Bu dönemin ise en büyük aktörü Okan Buruk oldu. Okan hoca Abdullah Avcının oynattığı oyunu bir köşeye atıp, kompakt, bireyselliğe değil takım oyununa ağırlık veren bir futbol oynatmaya çalışıyor. Bekleri daha çok hücuma sokup Crivelli ve Demba ba ile ilerdeki aksiyonlarda daha fazla futbolcu bulundurmaya çalışıyor. Kanatlardan yapılan ortalar ve ileri ikilinin hareketliliği takıma daha fazla gol olarak  döndü. Bunu yaparken de geride Skertel ve Epureanu’nun tecrübesi ve uyumu birleşince ortaya müthiş bir takım ortaya çıktı. Geçen sezonların aksine bu sezon, her türlü olumsuzlukta dahi, çarktaki dişlilerin yerleri doldu. Takım adeta bacası tüten bir fabrika gibi işliyor. Bunda Okan Buruk’un payı yadsınamaz. Başakşehirin geçen yıl yaşadığı şampiyonluk yarışındaki acı tecrübede bu sezon olumlu sonuçlara yer açmış gibi gözüküyor…


Müthiş bir yazı ,  eline , emeğine sağlık kardeşim Smile
 Sinan USTA
~
Futbol Ofisi Yöneticisi 
Alıntı
#3
Güzel analiz, tebrikler...
Bul
Alıntı


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi